Sithpedi Fanon
Advertisement

Bir Star Wars Hikayesi

Mace Windu, Palpatine'le dövüşürken

Kimse gerçekten ölmez... Üstat Mace Windu ve diğer Jedi arkadaşları Anakin'in, Büyük Sith Lordu'nun PALPATINE olduğunu söyledikten sonra şansölye odasına giderler.

Fakat Palpatine saniyeler içinde Jedi arkadaşları Kit Fisto, Agen Kolar ve Saesee Tiin'i öldürür. Sadece Mace direnebilmiştir. Ancak ANAKIN, Mace'in düelloda kaybetmesine neden olur.

Mace Windu bu trajedik olaydan hemen sonra Coruscant'ın derinliklerine düşer. BİLİNMEZLİĞE...

- Sith'lerin baskısı artık geri gelmeyecek. Sen artık kaybettin.
+ Hayır, hayır, hayır sen kaybettin!
(Bağrışma ve yıldırım sesleri)
+ O bir hain!
- Asıl hain o!
+ Seçimini yap...
- Onu dinleme Anakin!
+ Daha fazla dayanamam Anakin! Yardım et.
- Artık bu işe bir son vereceğim. Hepimiz adına!

  • Yapamazsın, mahkemeye çıkmalı.

- Senato ve mahkemeler onun elinde, hayatta bırakılamayacak kadar tehlikeli.
+ Lütfen öldürme...

  • Jedi yolu bu değil! Yaşaması gerek.

+ Lütfen.

  • Ona muhtacım!

+ Lütfen yapma!

  • Hayır!

(Mace'in bağırışmaları ve yıldırım sesleri)
+Sınırsız Güç!

1.Bölüm: Jedi'ın Düşüşü[]

Anakin, Mace'e ihanet edip onun elini kesmişti ve Palpatine de onu binadan Güç ile itmişti. Mace ne olduğunu anlamamıştı. Her şey bir anda olmuştu. Mace kendini havada bulmuştu. Mace aşağı doğru düşerken büyük bir araç gördü ve kendini ona doğru çekti. En sonunda kendisini aracın tepesinde bitkin ve yorgun bir şekilde buldu. Sağlam elini, kopmuş eline doğru tutarak, başını yukarı kaldırdı ve olayın gerçekleştiği yere baktı. Palpatine'in ofisine.

Mace'in içine büyük bir kötü his vardı. Gözünden yaş geldi ve az önce yaşananlardan şunu anladı: Bu uzun süren Klon Savaşları'nın ve Cumhuriyet'in sonu gelmişti.

Araç bir müddet ilerledikten sonra durdu ve aşağıya doğru indi. Mace başını aşağıya doğru sarktı. Coruscant portalına giriyorlardı. Kim bilir ne kadar derine inecekti?

Mace'in aklına kılıcı gelmişti. Kılıç kaybolmuştu. Bundan sonra kılıçsız gezecekti. Aslında Mace'in aklına gelen bir sürü soru vardı. Ama şunu biliyordu; bu savaş daha yeni başlıyordu.

Gemi iyice aşağı indikten sonra bir tesise doğru yanaştı. Mace gizlendi ve gözükmeyecek şekilde tesisten kaçtı. Çünkü görevliler otobüsten inenleri denetliyordu. Bu sırada mikrofondan biri ara sıra "2278. seviyedesiniz" diyordu. Mace yolda kıyafet satan bir dükkandan siyah kapüşonlu bir giysi aldı ve fiyatını ödemeden yoluna devam etti. Kasiyerin ruhu bile duymamıştı. Kredisi yok denecek kadar azdı. Böyle bir duruma geleceği aklının ucuna bile geçmemişti. Bununla birlikte etraf çok kötü kokuyordu. Mace çaresizlik içinde yürüyor ne yapacağını düşünüyordu.

Mace yürürken gözüne bir şey çarptı. Bir dükkanın içinde kumar oynuyorlardı. Mace içeri girdi. Sabacc oynuyorlardı. Bu oyunu çok iyi biliyordu ve "Diğer elde bana masa açın." diyerek bir kenarda bekledi. Kumardan başka çaresi yok gibiydi. Yoksa açlık ve susuzluktan ölecekti. Bu sırada bir droid yanına gelip ona soğuk içecek ikram etti. Mace bardaktaki içeceği bir dakkada içiverdi. Ardından droide "Bana bir bardak su verir misin?" diye sordu. Droid, Mace'e su verdikten hemen sonra bir adam oturduğu yerden kalkarak Mace'e el sallayarak masaya oturmasını söyledi. Mace de hemen boş bir yere geçerek oyuna başladı.

Bu oyunu eski bir arkadaşı öğretmişti. Boş zamanlarında (Jedi'lık ritüelleri dışında.) sıkça oynardı. Sabacc'da kimse onu yenemezdi. Kısacası oyunun babasıydı. Aradan on-yirmi dakika geçmişti. Mace herkesi hayret bırakacak şekilde oyunu kazandı ve kredisini alarak oradan uzaklaştı.

Bu oyun sırasında kumarda biri Mace'i oyunda bu kadar iyi oynamasına hayretle izlemiş biri vardı. Mace oradan ayrıldıktan sonra onu gizlice takip etti ve en sonunda yanına gelerek onunla konuşmaya başladı:

-Hey dostum! Seni hiç buralarda görmemiştim. Çok iyi oynuyorsun, nereden geldin. Bir elin yok bu kredi ile bence ilk protez el taktır.
-Geçmişimi anlatamam çünkü çok uzun bir hikaye, ve evet bende şimdi izninle yakın bir hastaneye gidip orada protez el taktıracağım.
-Biliyorsun ki yeraltı dünyası tehlikeli bir yakıştır. İzninle sana hastanenin yerinde göstereyim. Hem seninle biraz konuşmuş oluruz.
-Peki tamam. Hadi gel.

Böylece ikisi beraber hastaneye doğru gitiler. Yolda Mace gerçekliğini gizledi. Adam, Mace ile şu ismini söyledi. Raskal. Urpan olarak tanıttı. Ayrıca biraz geçmişini anlattı, fakat aklından bir şeyler uydurarak. Mace kendisiyle ilgili ne bulduğunu gizledi. Geçmişini safra.

Hastane uzaktı. Etrafta çöp topluyor, sokakta dileniyor veya yemek arıyor ise de ateşin içme ısınmaya çalışıyordu. Bunu Coruscant'ta yaşayan herkes bilir. Ne kadar aşağı inersen etraf o kadar kötü kokar ve nefes almak o kadar zorlaşır. Bu yüzden son bir kaç seviye yaşanmaz kabul edilir.

Yarım saat yürüdükten sonra hastaneye ulaştılar. Orada gereken krediyle kendine özel bir protez yaptırdıktan sonra hastaneden çıktılar. Hastane bile çok berbattı. Gerçi tüm siteler berbattı. Mace, Raskal ile konuşmaya başladı:

-Peki Raskal, elimi taktılar. Simdi ne yapacağım? Evim yok. Zaten kazandığım kredinin büyük bir kısmı bu protez ele gitti.
-Bende kalabilirsin. Başka kalacağın yer yok. Sokakta kalmaktan iyidir.
-Peki Öyleyse. Şimdiden teşekkür ederim.

Raskal'ın evi uzaktı, bu yüzden evine doğru yüksek hızlı bir trenle gittiler. Mace, Raskal'a nerede çalıştığını sordu. Raskal biraz sustu. Gerçeği söylemek istemiyordu çünkü çok karanlık işlerde çalışıyordu. Mace'e yönelerek "Burada söylemem pek iyi olmaz. Seni evime götüreyim, orada anlatırım." dedi. Mace biraz tedirgin olmuştu. Acaba bir gemi ile kaçarak Coruscant'tan ayrılıp güzel bir yere mi gitseydi? Fakat artık çok geçti. Raskal'ın evine geldikten sonra Raskal ona birkaç kurabiye ve içecek ikram etti. Mace:

-Ee sen nerede çalıştığını söylecektin. Nerede çalışıyorsun?
-Hı... hı... Şey ben yeraltının en büyük çetesi, XQW'de çalışıyorum. Çok büyük bir çete, oldukça da belalı.
-XQW? Kötü bir çete mi, sen ne yapıyorsun bu çetede?
-Dediğim gibi çok belalı bir çete. Sana musallat oldu mu bir daha asla bırakmaz. Ben küçükken anne ve babamı kaybettim ve kendi kendime yaşamaya başladım. Aç ve susuzdum. Kimse beni evine almıyordu. Ta ki XQW ile tanışana kadar. Bana en kral yemek ve içecekler, ayrıca barınak verdi. İşte bu gördüğün evi onlar aldı. Ama bu yardım karşılıklı. Ben uyuşturucu satmaya devam edersem onlar da bana yadım etmeye devam eder. Ama uyuşturucu satmaz ve ona karşı gelirsem bana yardımı keser ve bana çok kötü şeyler yaptırır. Bu çete ile polisler bile baş edemiyor.

Mace elini başına koydu, yorgundu. Ardından kapı çaldı. Raskal hemen yerinden kalkarak "Bu XQW, hemen bir yere saklan, çabuk!" Mace saklanmadı. Jedi'lar korkmazdı.

Raskal kapıyı açarak orada bulunan bir Rodialı ile konuştu. Ardından Raskal, Mace'e bakarak "Hey Urban, benim bir yere gitmem lazım geleceğim bekle beni." Rodialı hemen içeri girerek Mace'e baktı ve "Hey sen. Sen de bizimle geleceksin." Raskal karşı çıktı fakat Rodialı dinlemedi. Bu kötü işlere Mace de karışacak gibi gözüküyordu. Mace tek bir ses etmeden Rodialı'yı dinleyerek onu takip etti. Bir araç ile evden uzaklaştılar.

Bir saatin ardından kimsenin olmadığı bir yere gelerek araçtan indiler. Mace etrafa baktı. Kimsecikler yoktu ve karşısında büyük bir bina vardı. Rodialı ve Raskal ile o binaya girdiler. Binanın içine girdiklerinde Mace görmekte zorlanmaya başladı çünkü ortam çok karanlıktı. Ardından ışıklar açılarak ortam aydınlandı. Mace etrafa baktı. Yarı çıplak Twi'lek kadınlar ve köleler, uyuşturucudan bir kenarda ruh gibi bakınanlar, ellerinde içki ile gezenler ve dahası. Birkaç dakika bekledikten sonra karşılarında bulunan büyük bir kapı açıldı. Mandalore giysili biri çıktı. İki yanında ve iki arkasında korumaları ile yanlarına gelerek Raskal'a baktı. Mandalor kişi elebaşı olmalıydı. Kaskı gri renkliydi, kollarında ve karın bölgesinde düğmeler vardı, bazı yerleri dikenliydi, göğüsünde ve bazı eklemlerinde de zırhları vardı. Elini Raskal'ın omzuna atarak:

-Raskal, bir seneye yakın borcumu ödemedin. Farkındasın değil mi? Oysa ben seni çocuk iken sana baktım ve seni korudum. Karşılığı bu mu? Elimdeki silahı görüyorsun değil mi. Bak, bu silahın lazerini her an kalbinde bulabilirsin. Sana bir hafta süre.
-Uyuşturucu aslında Ölüm Çubuğu. Bu şey buralardaki en yüksek dozlu uyuşturucu.
-Getirdin getirdin. Getiremedin sen düşün artık. Bak sana daha da süre veriyorum, seni ne kadar sevdiğimi bil.
-Emrederseniz efendim. Tekrardan özür dilerim.
-Aa bu yanındaki kişi kim? Merhaba, ben XQW çetesinin lideri Morf Geon. Sen kimsin? Seni ilk defa görüyorum.
-Benim ismim Urpan. Siz Mandalor musunuz?
-Hayır tabii ki. Bir Mandalor benim en yakın arkadaşımı öldürdü. Ben de onu öldürüp zırhını alarak onu modifiye ettim. O Mandalor benim yüzümün yarısını parçaladı ve yaktı. Yani benim yüzümü görmen biraz imkansız. Artık bizi gördün, bu binaya girdin. Artık sen de bizdensin Urpan.
-Ben a-.....
-Sakın. Ölürsün. Hadi bakalım! Borcu ödeyin süreniz başlamıştır. Bir hafta süre. Hadi, hadi.

Morf Geon'un konuşması sibernetikti. Mace ve Raskal bu konuşmanın ardından dışarı çıktılar ve bu borcun nasıl ödeneceğini hakkında konuştular. Raskal'ın borcu yaklaşık 25.000 krediydi. Tek çare Mace'in tekrardan Sabacc oynamasıydı. Raskal borcu ödeyemez ise Mace de, o da ölürdü. Hemen işe koyuldular.

İkili direkt tanıştıkları kumar dükkanına gittiler. Mace dükkana girerek Sabacc oynamaya başladı. Arkasında da Raskal ona destek veriyordu. Bir Jedi ne hallere düşmüştü.

Akşama kadar Sabacc oynayan Mace günün sonunda karlı çıkmıştı. 10.000 krediyi kazanmıştı. Ne olur ne olmaz kazandığı parayı hemen Morf Geon'a veriyorlardı. Bir hafta geçmeden tüm kredileri ödemişlerdi. Raskal borçtan kurtulmuştu. Bir gün Morf Geon, Raskal ile konuşuyordu ve Morf şunları sordu:

-Sen birkaç gün önce dokuz ayda ödeyemediğin krediyi birkaç günde nasıl ödersin? Merak ediyorum.
-Efendim bunu Urpan'a borçluyum. Çok iyi Sabacc oynuyor. Sabacc'ta kaybetmesi nerdeyse imkansız. Oyunda kazandığımız parayla borcu ödemeye çalıştık ve en sonunda ödedik. Urpan olmazsa beni çoktan öldürmüştünüz. Ona borçluyum.
-Şu dediğin Urpan, Sabacc oynamaya devam etsin ve aldığı kredilerinin büyük bir kısmını bana versin. Böylece XQW daha da zengin olacak. Şimdi git ve bunu ona söyle, sen de uyuşturucuları satmaya devam et.

Bu konuşmanın ardından Raskal, Mace'e, Morf'un dediklerini anlattı; Mace artık bundan sonra her gün Sabacc oynayacaktı.

Mace her gün Sabacc oynarken Raskal da uyuşturucu satmaya devam ediyordu. Mace artık kendi kişiliğini kaybediyordu. Artık sanki farklı biriydi. O karanlık gecede o yıldırımlar onun yüzüne hasar vermişti. Yüzü biraz beyazlamış, bazı yerlerinde kırışıklıklar ve kafasının üstünden çenesine kadar uzanan bir çizik vardı. Yukarıda neler döndüğünü çok merak ediyordu. Şimdiden planını yapmaya başladı. Raskal ile Coruscant'tan kaçacaktı. Bu işlerden bıkmıştı.

Bir gün Mace, Morf'u yalnız gördü. Ona gizlice baktı. Morf'un elinde iki ışın kılcı vardı. Biri mor diğeri kımızı. Bunlar Palpatine'in ve kendisinin kaybettiği kılıçtı. Mace dikkatlice bakınca kılıçların modifiye edildiği belli oluyordu. Demek sadece hasar almıştı. O yükseklikten düşüp o kılıçların parçalanıp onarılamaz dereceye gelmemesi mucizeydi. Kendi kılıcını almalıydı ve Mace bunun için de bir plan hazırlamaya başlamıştı.

Haftalar geçmişti. Mace Sabacc oynuyor, Raskal ise uyuşturucu satıyordu. Diğer çete elemanları ile konuşmamaya çalışıyordu. Mace artık Raskal'a gerçek kimliğini söylemeye karar verdi. Çünkü o iyi biriydi ve çok kısa bir sürede iyi bir dost olmuştu. Bu yaşadığı durumu o da istemiyordu.

Bir gece Mace, Raskal'ın evinde Raskal'a gerçek kimliğini ve geçmişini anlattı. Raskal duyduklarına şaşırmıştı. Mace'in, Raskal'dan tek bir isteği vardı. Bu söyledikleri ikisi arasında bir sır olarak kalacaktı. Raskal başını yukarı aşağı doğru salladı. Mace ona güvenmişti. Ayrıca Raskal'a kaçma planlarını ve kılıcının kimde olduğunu da anlattı.

İkisi de Corucant'tan, özellikle de XQW çetesinden kaçmakta kararlıydı. Her ikisi de buralardan kaçmayı çok istiyordu. İkisi de her gece buradan ayrılmanın hayalini kuruyordu.

Advertisement