Hoş geldin, sevgili okuyucu. Galakside birileri sohbet ediyor, farkındasın değil mi?
JEDI METALION-FROUR
66. Emir'den sonra akıllı karıncaların yerleştiği Jedi Tapınağı'ndayız.
Yoda-frour, yolda yürürken arkadaşı Sacchire-du'ya rastlıyor.
Yoda-frour: Aldetta
Sacchire-du: Eera.local
Yoda-frour:
Vay! İyi akşamlar Sacchire-du, kardeşim. Nereye böyle yahu? Eşlik edeyim sana.
Sacchire-du:
İyi geceler Melde-frour.
(sırıtır)
Toplantıya gidiyorum. Katıl bana istersen.
Yoda-frour:
Ah. Yine o isim. Tamam katılıyorum.
Sacchire-du:
Diğer ismini kullanmamı çok istiyorsan, daha az kalabalık, hatta tenha olan yerlerde kullanmaya çalışabilirim. Ama bilmeni isterim içime sinen bir durum değil.
Yoda-frour:
Hah hah. Klasik Sacch-du.
Söylesene, Taklitçiler Olayı'yla siz "durağan ve faydalı" vatandaşların sorunu nedir?
Sacchire-du:
Bunu yapanların kendi benliklerini neden kaybetmek istiyor olmaları. Kültürümüzde en önemli olan unsur. Neden yani? Bunu bilmek isterim.
Yoda-frour:
Hah. Hayal kurmak, dostum. Bu kelimeyi hiç duymuş muydun?
(ikili Sacchire-du'nun toplantısının olduğu yere yaklaştıkça, ötede yanık Jedi cübbesi artıklarından yapılan muazzam Mace Otel'i görürler. ihtişamlı binanın önünde çocuk karıncalar top oynuyorlar. galiba Coruscantlı çocukların yerçekbol hareketlerini taklit ediyorlar.)
Hayal kurmak ilginç bir canlı pratiğiir. Efsane bilimciler Stromfo-yan ve Stiririfomfo-frour'un çalışmalarından beri biliyoruz ki, bizim dışımızda pek çok duyarlı türün sahip olduğu bir özellik. Bizde buna en yakın zihinsel faaliyetler, plan yapmak ve gözünün önüne getirmek.
Sacchire-du:
Bunu böyle düşünmemiştim.
(bir süre kafasında tartar)
Ama simülasyon odalarımız var. Neden onlar yeterli değil? Gerçi aslında sadece sayılı senaryo var ve hepsi de olası bir savaşla alakalı. Askeri olarak kullanılıyorlar.
Peki sen... Ehm. Sen hiç hayal...
(gergince güler)
A-Frour, kıvranıyorum burada! Bana yardım etmen lazım.
Yoda-frour:
Hah hah. Dostum, gel biz senin toplantı yerine Konsey Odası'na yakın olan koltuktepelerin oradan gidelim. Hem Mace Otel'in de önünden geçmiş oluruz. Oralar... batı oluyordu değil mi?
Sacchire-du:
Yok daha neler! Kuzey doğu orası.
Yoda-frour:
Hah hah. Hay aksi.
Sacchire-du:
Fazla ferp kullandığına dair bir şüphem vardı. Artık şüphem kalmadı, kanıtlamış oldun. Gözlerine bak dumanlı dumanlı. Tabii yönünü şaşırırsın.
Yoda-frour:
Hah hah hah haaaayt. Neyse. Konu neydi? Ben hayal kurar mıyım, mı? TABİİ CANIM, SEN DE! HER ZAMAN!
(karınca sakallarının üzerinde öndeki dört elini gezdirir ve usulca düzeltir.)
Taklitçiler Olayı'nı hepimiz defalarca izledik. Ama Jedi'ları taklit ederek aşk yaşayan o iki stormtrooper'ın toplumumuzda bulduğu tek karşılık lanetlenmek değildi! Bazılarımız bundan ilham aldı. Onlardan biri de benim.
Sacchire-du:
Kesinlikle Metalion tarihi boyunca hatırlanır bir şey olacak. Hatta aranjatör Rer-yan bana geçen gün söyledi: Okul parşömenlerine basılacakmış olayın derlenmiş bir versiyonu. Fiyasko olarak bahsedecekler, o kesin.
Rer-yan'ı bilirsin. Zevk alıyor şu anki çatışmadan.
(arkadaşına anlık olarak sevgiyle gülümser)
Hayatta ne gibi şeylerden ilham aldığın önemli tabii. Keşke başta onun yerine sen olsaydın. Belki bize hayal kurabilen birisi gerekiyor.
Yoda-frour:
Bize hayal kurabilen değil, hayal kurmaktan korkmayan bir lider gerekiyor. Ah. Şuraların haline bak. Taklitçiler Olayı'ndan önce Kristal Vadisi'nde kimsecikler olmazdı. Şimdiyse gençler bu kırık kyber kristali parçalarını toplayıp kendilerine sanki Jedi'larmış gibi ışın kılıcı yapmaya çalışıyor. Başka dünyalara öykünüyorlar!
Sacch-du, dostum. Bu tür olaylar muhtemelen geleceğimizin şekillendiği anlamına geliyor, farkındasın değil mi?
Sacchire-du:
Korkarım evet. Umarım hepimiz için en iyi olur.
Bu aralar beni rahatsız ediyor gelecek hakkında düşünmek. Toplumumuzda bir uçurum görüyorum ve bu hoşuma gitmiyor.
Yoda-frour:
Kendini ve ahlak anlayışını hep sorgusuz sualsiz en yukarda görenler, önlerindeki uçurumu böyle yanlış yorumlayabilir, doğaldır: Belki de yıllar sonra düştüğümüz bir uçurumun tepesine aşağıdan bakıyoruzdur?
(Sacchire-du ve Yoda-frour kuzeyhalılarını geçip gittikleri yere vardıklarında göz kamaştırıcı bir manzara gördüler. bütün oda alevler içindeydi. binbir turuncu, sarı ve kırmızı. zemindeki antik desenler sanki günün sıcağında dans ediyordu. tepelerin uçları bir ocağın ızgarasının parlamasını andırıyordu. ilerledikçe, tepeler etraflarında eşitlendi. ortaya yaklaştıklarında her şeyin ufkunda durmaksızın büyüyen bir kıvılcım hissettiler. bu farkındalık ile gülümsediler.)
(Sacchire-du, korkuyla ama belli belirsiz bir rahatlamayla arkadaşı Yoda-frour'a sarıldı.)
Sacchire-du:
Hayal dünyasının yüce galaksisine. Son derece durağan, değil mi Yoda-frour? Çünkü akışa direnen hiç kimse yok.
Yoda-frour:
Hah hah hah. Klasik Sacch-du.